ARABULUCULUĞUN SAĞLADIĞI AVANTAJLAR

Günümüzde etkin ve yaygın olarak başvurulmakta olan arabuluculuk süreci, dava yolu ile karşılaştırıldığında her iki taraf için de birçok avantajı olan bir yöntemdir. Bu avantajlar;


Arabuluculukta esas olan kazan- kazan ilkesidir.

Arabuluculukta tarafların menfaatleri ön plandadır. Bu süreçte kaybeden yoktur. Yargısal süreçte ise yasal süreçlere bağlı kalındığından bir taraf kazanırken bir taraf kaybetmekte; bazı durumlarda ise her iki tarafında kaybettiği sonuçlar ortaya çıkmaktadır. Arabuluculuk sürecinde çözüm tarafların iradeleri ile belirlendiğinden kazan- kazan ilkesi esastır. Arabuluculuk menfaat ve çözüm odaklıdır. Dava yolu ise hak temelli ve sorun odaklıdır.


Arabuluculuk süresi gizlidir.

Arabuluculuk sürecinde, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü gizli bir şekilde yürütülür. Bu süreçte düzenlenen belgeler, ileri sürülen görüşler, teklifler, kabuller ve ikrarlar gizlidir. İleride taraflar için lehe ya da aleyhe delil olarak kullanılması mümkün değildir. Bu nedenle taraflar yargılamadan farklı olarak arabuluculuk sürecinde kendilerini daha iyi ifade etmekte, bu durum uyuşmazlıkların çözüme kavuşmasında etkili olmaktadır. Taraflar, kamuoyuna yansımasını istemedikleri konularda da arabuluculuk sürecini işletilebilir.


Arabuluculuk süreci hızlı bir çözüm yoludur.

Arabuluculuk sürecinde uyuşmazlık kısa sürelerde çözüme kavuşmaktadır. Yargısal çözümdeki uzun sürelere göre arabuluculuk oldukça avantajlı ve uyuşmazlığın hızlı bir şekilde çözümlenmesini sağlayan bir yöntemdir. Bu durum uyuşmazlığın çözümünde tarafların zamandan tasarruf etmelerini sağlamaktadır.


Arabuluculuk süreci yargısal sürece göre daha az maliyetlidir.

Dava sırasında yapılması gereken yargılama masrafları ( harçlar, bilirkişi ile avukatlık ücretleri) düşünüldüğünde arabuluculuk makul ücretlerle çözüme ulaşmayı sağlar. Arabuluculuk süresi yargılama sürecine göre oldukça ekonomik bir süreçtir.


Arabuluculukta sürecinin kontrolü tarafların elinde olup, bu süreç iradidir.

Arabuluculukta sadece tarafların mutabık kaldığı konularda anlaşma yapılır. Taraflar süreci devam ettirmek, sonlandırmak ve sonuçlandırmak konusunda tamamen serbesttir. Taraflar, arabuluculuktan her an vazgeçebilirler. Kimse istemediği bir anlaşmayı imzalamaya zorlanamaz.


Taraflar bu süreçte eşit haklara sahiptir.

Taraflar gerek arabulucuya başvururken gerekse tüm süreç boyunca eşit haklara sahiptirler. Taraflardan biri arabuluculuk sürecinin dışında tutulamayacağı gibi söz hakkının da diğer tarafa göre kısıtlanması mümkün değildir.


Arabuluculuk süreci sonunda varılan anlaşma ilam niteliğinde bir belgedir.

Arabuluculuk sürecinin anlaşma ile neticelenmesi halinde anlaşma belgesi, taraflardan birinin yetkili ve görevli sulh hukuk mahkemesine başvurması sonrasında alınacak icra edilebilirlik şerhi ile ilam niteliğinde belge niteliğini kazanır. Hatta, arabuluculuk sonrasında yapılan anlaşmanın uyuşmazlığın tüm tarafları, tarafların avukatları ve arabulucu ile birlikte imzalanması durumunda mahkemeye dahi müracaat etmeye gerek olmaksızın anlaşma ilamlı icraya konu edilebilir. Arabuluculuk süresi sonunda yapılan anlaşma tarafları bağlayıcı olduğu gibi mahkeme hükmü gücünde bir ilam niteliğiyle de hukuki koruma sağlar.


Taraflar arasındaki ilişkilerin devamını sağlar.

Arabuluculuk süreci içerisinde taraflar dostane bir ilişki içerisinde olduklarından, sonraki süreçte de bu ilişkilerini devam ettirebilmektedir. Dava sürecinde ise ilişkilerin devamının sağlanması çoğu zaman mümkün olamamaktadır. Arabuluculuk sürecinde uzlaşma ve işbirliği hakim iken , dava sürecinde sürekli bir rekabet ve çekişme durumu söz konusudur.


Yargının iş yükünü azaltır.

Uyuşmazlıkların dava yoluna gitmeden arabuluculuk sürecinin işletilmesi ile çözüme kavuşturulması mahkemelerin bakmakta olduğu davaların sayısını azaltacağından hakimlerin mevcut olan dosyalara yoğunlaşmalarını sağlayacaktır.


AV. Serap KÖLKÖY

0 görüntüleme

© Arabuluculuk Lexis  Tel:0(212) 232-2234 Maslak-İstanbul