© Arabuluculuk Lexis  Tel:0(212) 232-2234 Maslak-İstanbul

ARABULUCULUKTA PAYLAŞILMIŞ BİLGİ VE BELGELERİN DELİL OLARAK MAHKEMEDE VE TAHKİMDE SUNULMASI YASAĞI

Arabuluculuk sürecinin sona ermesinden sonra da gizliliğin gözetilmesi gerekmektedir. Arabuluculuk sürecinde, uyuşmazlığın çözümlenmesi için, taraflar hem sözlü olarak, hem de ibraz edecekleri belge ve delillerle kendilerini savunmaya ve karşı tarafla uzlaşmaya çalışmaktadırlar. Yalnız, arabuluculuk süreci sonunda uzlaşmaya varılamaması, tarafların arasındaki uyuşmazlığın devam etmesi ve uyuşmazlığın mahkeme veya hakem önüne götürülmesi durumunda, arabuluculuk sürecinde paylaşılmış olan bilgi ve belgelerin gizli tutulması büyük önem taşımaktadır. Çünkü, en nihayetinde, arabuluculuk müstakil bir hukuki süreçtir ve taraflar arabuluculuk sürecinde sundukları bilgi ve belgeleri, uzlaşma amacı ve umuduyla sunmuşlardır. Bu durumda bu bilgi ve belgeleri onların aleyhinde kullanarak mahremiyet ihlalinde bulunmak, dürüstlük kuralına aykırı olacaktır.


Arabuluculuk sürecinde açıklanan bilgi ve belgelerin gizli tutulmasının, kişisel verilerin korunması açısından da önemi bulunmaktadır. Çünkü en nihayetinde, arabuluculuk süreci boyunca, taraflar, önemli birçok kişisel veri içeren bilgi, belge ve delilleri, uzlaşma umuduyla ortaya koymaktadırlar. Bu kişisel veriler, iletişim veya eğitim bilgilerinden, TC Kimlik Numarası ve biyometrik verilere kadar geniş bir spektrumu kapsayabilir. Özellikle, tıbbi uygulama hatası (doktor hatası) (tıbbi malpraktis) ve tıbbi uygulamaya ilişkin sorumluluk sigortası kaynaklı veya sağlık hukukuna ilişkin diğer uyuşmazlıklarda, arabuluculuk görüşmelerinde hasta ve hastane kayıtları mutlaka gündeme gelecektir. Sağlık verileri, özel nitelikli kişisel veri olup, kişisel verilerin korunması mevzuatı tarafından özel olarak korunan; kişinin çok mahrem bilgilerini içeren verilerdir. Arabuluculuk sürecinde açıklanmış olan bilgi ve belgelerin, gizlilik ilkesine ihtimam göstermeksizin süreç sonrasında kullanılması ise, bu derece mahrem verilerin açığa çıkması riskini doğuracaktır.


Tam da bu sebeple, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun (‘Kanun’) ‘Beyan ve Belgelerin Kullanılamaması’ başlıklı 5. maddesinde (‘Madde’), tarafların, arabulucunun veya arabuluculuğa katılanlar da dahil olmak üzere üçüncü kişilerin, arabuluculuk konusu uyuşmazlığa ilişkin bir hukuk davası ikame edildiğinde veya uyuşmazlık tahkime götürüldüğünde,

  • Arabuluculuk daveti veya taraflardan birinin arabuluculuğa katılma isteği,

  • Uyuşmazlığın arabuluculuk ile çözümlenmesi için tarafların ileri sürdüğü görüş ve teklifler,

  • Tarafların arabuluculuk faaliyeti sırasında ileri sürdüğü öneriler ile herhangi bir vakıayı veya iddiayı kabulleri ve

  • Sadece arabuluculuk faaliyeti dolayısıyla hazırlanmış olan belgeler;


bu beyan veya belgelerin şekline bakılmaksızın, delil olarak ileri sürülemez ve bunlara ilişkin olarak tanıklık yapılamaz. Aynı zamanda, maddenin 3. fıkrası uyarınca, ilk fıkrada belirtilmiş olan bilgilerin açıklanması, mahkeme, hakem veya herhangi bir idari makam tarafından istenemez; ayrıca, bu bilgiler bir şekilde delil olarak sunulmuş olsa dahi, hükme esas alınmazlar.


Ancak, 3. fıkranın müteakip cümlesinde, maddeye bir istisna getirilmiştir. Fıkranın ilgili son cümlesinde, madde konusu bilgilerin, bir kanun hükmü tarafından emredilmesi durumunda veya arabuluculuk sürecinin anlaşma ile sonlanması ihtimalinde anlaşmanın uygulanması ve icrası için gerekli olduğu durumda, gerekli ölçüde açıklanabileceği hüküm altına alınmıştır.


Kanun koyucu, maddenin 4. fıkrasında, maddenin ilk üç fıkrasının, arabuluculuğun konusuyla ilgili olup olmadığına bakılmaksızın, hukuk davası ve tahkimde uygulama alanı bulacağını düzenleyerek, maddenin uygulama alanı bulabileceği çerçeveyi çizmiştir.


Maddenin beşinci ve son fıkrasında, maddenin ilk fıkrasında öngörülen sınırlamaların saklı kalacağı belirtilerek, hukuk davası ve tahkimde ileri sürülebilen delillerin, sadece arabuluculukta sunulmaları sebebiyle kabul edilemeyecek deliller haline gelmeyeceği düzenlemesi yapılmıştır.


Kanun düzenlemesinin yanı sıra, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin (‘Yönetmelik’) 7. maddesinde de aynı düzenlemeye yer verilmiştir. Kanun ve yönetmelikte uyumlu düzenlemelerin bulunması, düzenleme konusu hususa ilişkin olarak pozitif hukukta uyum ve bütünlüğün sağlanabilmesi açısından yerindedir.


Av. Benay ÇAYLAK